Ankarada ikinci el kitap nereden alınır?

Ankara Otobüs Terminali’nde indiniz, hadi trenle
geldiniz Ankara Gar’da indiniz, diyelim uçakla geldiniz,
Esenboğa’da indiniz, otobüse atlayıp Havaş son
durağa kadar geldiniz, bir kitap alacaksınız, ikinci el
olursa daha uygun olur diye aklınızdan geçiriyorsunuz,
nereye gidersiniz. Önce bir Kızılay’a gelin canım, terminalden Ankaray’a binin Kızılay’da inin, yürüyen merdivenlerden çıkın, sıradan başlayalım, Zafer Çarşı’sının hemen yanı başındaki Adil Han’a en alt kattan girin… E, fazla tutmaz, gardaysanız taksiyle geçebilirsiniz, siz de otobüs yolcusunun yolunu tutun ve kitapçılar hanı olarak bilinen ikinci el kitapçıların, yarı sahafların, sahafların eğlediği Adil Han’a geldiniz, kitapçıları dolaştınız, kitapçı Turgut’u, Aşiyan Sahaf Etem’i, Gülden Sahaf Ferhat ve Gülden’i selamladınız, raflara göz attınız, aradığınız kitabı sordunuz, bulamadınız, ikinci eli pek çıkmaz, yeni baskısını alın tavsiyesini aldınız, olur a, diğer ikinci el kitapçılarda bulunabilir ümidiyle, yan dükkanlara da sordunuz, yeni kitaplar satan üst kattaki keşiş görünümlü Fatih Yurdakul’a sordunuz, Adil Han’dan size ikinci el kitap çıkmadı, çaresiz birinci elini alacaksınız, Adil Han’daki Birleşik bir tane olacak diye sizi öbür dükkana gönderdi, sokaktan
çıkıp TÜRKİŞ’in önünden sağa saptınız, sokağın bitimine
yakın sağdan yer altına girdiniz, Birleşik Kitabevi’nde
ulaştınız, kapıda dergileri düzelten ve tabii ki tanımadığınız
Muhammet Erbay selamınızı aldı, girerken raflardan iki dergi aldınız, kitabı sordunuz, kasadaki İsmail, Gürol kim varsa artık, internete baktı, bir tane gözüküyor, aksilik bu ya, görünen kitap rafta yok, neyse, dergilerin parasını ödeyip, bir de Akçağ’a sorun tavsiyesine uydunuz, nerede diye sordunuz, tekrar aynı yoldan geri dönüp sokağın yarısından sağ sokağa sapıp hemen ikinci binanın zemin katındaki Açağ Kitabevi’ne girdiniz, kitabı sormadan önce şöyle içeride raflara nazar ettiniz, kitabevinin yayıncılık yaptığını da öğrenip, son çıkan kitaplardan, örneğin Mehmet Narlı’nın edebiyatımızda deliliğe ve delilere dair kitabını aldınız, kasaya geldiniz, aradığınız asıl kitabı sordunuz, baktılar, satılmış, yok, dediler, size Dost’u tavsiye ettiler, eski SSK İş Hanı şimdilerde Çankaya Belediyesi olan binanın bulvar tarafından yukarı çıkıp karşıya geçtiniz..

Karanfil Sokak’ın ne kadar kalabalık olduğuna hayret ettiniz, merdivenleri çıkıp beş on adım attıktan sonra, önünde elinde poşet, elinde telefon, koltuğunun altında dergi olan üç beş kişinin beklediği Dost Kitabevi’ne girdiniz, kitap danışma yazısı dikkatinizi çekti, kitabın künyesini söylediniz, aksilik bu ya kitap kalmamış, bu arada madem kitapçıya geldim diye çocuk kitaplarının satıldığı alt katı, büyük kitaplarının satıldığı üst katı dolaştınız, bir an için arı kovanına girmiş hissine kapıldınız, dergilere baktınız, burada Akçağ ve Birleşik’te görmediğiniz sol dergileri, fanzinleri karıştırdınız, birini alıp kasaya ödediniz, kasada yakında başka kitapçı olup olmadığını sordunuz ve Turhan adını duydunuz tarif üzre kapıdan çıkıp önce sol sonra sağ yapacaktınız ki köşe başında Turhan Kitabevi’ni gördünüz, gözünüz kitapçının önündeki dergi sergisini andıran dergiliklere kaydı, kapıdan içeri girip önce alt katı sonra üst katı göz ucuyla seyrettiniz,
aradığınız kitabı sordunuz, arandı tarandı bulunamadı,
içinizden yakında hangi kitapçı var diye soracaktınız ki
vazgeçtiniz, cep telefonunu çıkarıp, kitabın adını yazdınız,
Ankara yazdınız, anahtar kelimelerden Son Gezgin
Sahaf çıkmasın mı, yahu ikinci eli varmış, ne diye yenisini
arıyorum diye yola revan oldunuz, Sıhhıye Otaparkı’nın
Kızılay cenahındaki sokakta, öğrenci yurdunun hemen
yanında adresi buldunuz, zile bastınız, sizi kaslı ve uzun
saçlı ve yakışıklı, kucağında iki kediyle bir delikanlı karşıladı,
güler yüzüyle hoş geldiniz dedi, iki kediden birinin adının
Pusat diğerinin adının Alyaşo olduğunu öğrendiniz, kitabı
sordunuz, delikanlı raftan çıkardı, internetten satıldı olarak
işaretledi, üzeri fiyatından indirim de yaptı, oh ne ala, raflara bir de siz göz attınız, aman Allah’ım bir zamanlar arayıp da bulamadığınız bir düzine kitap buldunuz, onları da aldınız,bu arada size çay geldi, içtiniz, kapıdan çıkıp…
Bu cümle uzar da yeterince uzattık?
Şimdi okuyucu merak etmez mi bu adam hangi ikinci
el kitabın peşindeydi, biz de bulalım da alalım bari,
vardır bir kerameti diye… İyisi mi, aynı güzergâhı
dolaşırsınız, diğerlerini çantaya koydu, onu
koltuğunun altına aldı, belki karşılaşırsınız, ben
söylemiş olmayayım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir